MONTESSORİ’YE GÖRE DUYARLILIK

0
125
views

DÜZEN DUYARLIĞI

Çocuğun düzenli duyarlılığı bilimsel olarak bir ile üç yaş arasında oluşmaktadır. Çouk için düzen, içinde bulunduğu ortamın kendisine göre nerde olduğu ile ilgilidir. Dolayısıyla çocuk, içinde yaşadığı çevreyi tanımlayıp, güven içinde çevresini keşfetmeye başlamaktadır. Çocuğun keşifler ve araştırmalar yapması için düzen duyarlılığına ihtiyacı bulunmaktadır, Böylece çocuk aynı zamanda zihinsel düzenlemeler ve şemalar oluşmaya başlamaktadır.

DİL DUYARLILIĞI

Dil doğumdan altı yaşına kadar olan süreçte kazanılmaktadır. Bu süreçte çocuk seslere ve ses araçlarına çok duyarlıdır. Bu dönemde dil uyaranlarından yoksun kalan çocuklar daha sonraki yıllarda dil bozuklukları göstermektedirler. Ses uyaranları olmaksızın beyindeki dil edinim süreci ve konuşmayı oluşturan ‘broca’ 36 alanındaki nöronların iletişimini sağlayan snaptik bağlar yok olmakta ve konuşma bozuklukları ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla insan dili duyarlı oldu dönemde dilin gelişimi iki etkene bağlı olmaktadır. Bunlardan iki biyolojik olarak beynin dil ile ilgili alanındaki miyelinleşmenin gerçekleşmiş ve çevresindeki ses uyaranları alıyorsa, çocuk dili edinmektedir. Ses üretme araçları olgunlaştıkça çocuk sesler üretir ve duyduğu sesleri tekrar etmektedir. Montessori’ye göre bu duyarlı dönemde çocuğa dil gelişimini ve edinimini sağlayacak tüm uyarıcıların düzenli olarak verilmesi gerekmektedir. Bunun gerçekleşmesi için hazırlanmış çevre oluşturulmalıdır.

DUYU DÜZENLENMESİ DUYARLILIĞI

Bu duyarlılık dönemi doğumdan dört yaşına kadar olan süreci kapsamaktadır. Çocuk dünyaya ilişkin tüm bilgileri duyarı aracılığıyla anlamaktadır. Beyin gelişirken aynı zamanda beyin uyaranları arasındaki ayrımı yapmaya başlamakta ve duyu uyaranlarını duyulara göre organize etmektedir. Bunu yapmanın en iyi yolu beynin duyu uyaranlarından aldığı net tepkilerdir. Bu duyu uyaranlarının sıklıkla tekrar etmesi, beyindeki snaptik bağlar arasında iletişimi güçlendirmekte ve nöronların artmasına yardımcı olmaktadır. Eğer bu duyu uyaranları tekrar etmez azalırsa beyin duyusal tepkileri yeterli düzeyde kullanmamaktadır. Dört yaşından sonra beyin artık duyulardan aldığı uyanları yapılandırmakta ve duyuları organize etmektedir. Bundan sonra beyne gelecek uyaranlarda beyin tarafından reddedilmektedir.

MOTOR BECERİLERİN DÜZENLENMESİ DUYARLILIĞI

Bu dönem yaklaşık olarak 18.aydan dört yaşına kadar olan dönemi kapsamaktadır. Bu dönemin başlaması ile çocuk, büyük motor becerilerini oldukça geliştirilmiştir. Bununla birlikte çocuk, hareketin kontrolünü sağlayan beyinciğin ve motor cortexin olgunlaşması ile küçük motor becerilerini de geliştirmeye başlamaktadır. Küçük motor becerileri gerektiren aktivitelere etkin olarak katılan ve odaklan çocuk, bu becerilerinde profesyonel düzeye ulaşmaktadır. Bu süreç içerisinde motor becerileri kontrol eden nöronlar olgunlaşmakta, motor becerilerde ilerleme kaydedilmektedir (Williams,1996; Temel, 2012). Montessori, çocukların bu duyarlılık önemi için büyük ve küçük motor becerilerine yönelik materyaller geliştirilmiştir. Bu materyallerle çalışmaya 2-2,5 yaşlarında ve küçük motor becerilerini en üst seviyeye çıkarana dek çalışmaktadır. Bu üst seviye çocuktan çocuğa bireysel farklılıklar göstermektedir. Montessori’ ye göre motor becerilerin gelişmesi çocuğun çevresinde etkileştiği doğrudan ilişkilidir. Çünkü çocuk neyi görür, dokunur ve hareket ettirirse beyin onu emmektedir.

KÜÇÜK NESNELERE KARŞI DUYARLILIK

On sekiz-otuz aylar arasındaki bu dönem duyu uyarlılığı ve motor becerileri duyarlılığı dönemlerinde görülmektedir. Çocuğun duyusal uyarana verdiği dikkat motor koordinasyonu gerektiren aktivitelerle de doğrudan ilgilidir. Çocuk gözlemlediği küçük nesneye odaklanmakta ve onu büyük bir beceri ile kullanmaktadır.

SOSYAL DAVRANIŞLARA DUYARLILIK

Çocuk 2,5 yaşından 6 yaşına kadar hem fiziksel hem de duyusal çevresini oluşturmaktadır. Bu oluşum; çocuğun sosyal çevresinin farkına varması ile başlamaktadır. Bu süre içinde çocuk üyesi olduğu toplumun, topluluğun grubun davranışlarını gözlemlemekte ve bu çevre ile yakın bir ilişki kurma ya çalışmaktadır. Bu durum çocuğun toplumu kabul etmesi ve topluma kabul edilmesi için bir ön koşuldur. Bu süre içinde sosyal ilişkilerden yoksun kalmış ve desteklenmemiş 38 çocukların ileriki yıllarında anti-sosyal davranışlar sergilediği ve toplumsal uyumda zorlandıkları görülmektedir.

Çocuk, emici zihin aracılığı ile içinde yaşadığı toplumun tüm özelliklerini edinmektir. Montessorı’ye göre sosyal davranışlar sadece sosyal gelişim için değil bir toplumun üyesi olmak ve toplum içerisinde nasıl işlev görüleceği ile ilgilidir. Montessori sınıflarında karma yaş uygulamasının olmasının nedeni; toplum içinde bütün insanların farklı yaşlarda, farklı fiziksel özelliklere ve farklı rollere sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Montessori çocukların en iyi öğrenmeyi kendi toplulukları içinde gerçekleştirdiğini dolayısıyla sosyal davranışlar içinde bu duyarlı dönemde çocuklara gerçek bir sosyal yaşamın sunulması gerektiğini belirtmektedir

MONTESSORİ’ YE GÖRE OYUN VE HAREKET

Dr. Maria Montessori 1906′ da Roma’ da çocuklar için kendi eğitim ilkelerini uygulayacağı bir okul kurduğunda, öncelikle çocuklara uygun bir ortam yaratmaya çalışmıştır. Çocuğun öğrenmesine elverişli, serbestçe hareket edebileceği, kendi kendini eğitebileceği bir çevrede yaşaması gerektiğini savunmuştur. Montessori oyunu çocuğun işi olarak kabul eder ve çocuğun oyununa büyük önem verir (Dönmez, 1999). Çocuğa sunulacak çevrenin en temel özelliği onun içinde özgürce hareket edebilmesine uygun olmasıdır. Çocuğun kullanacağı tüm malzemeler onun rahatça kullanabileceği, kimseden yardım beklemesine gerek bırakmayacak büyüklükte olmalıdır.

Öğretim materyalleri öğrencinin rahatça kendi başarı durumunu değerlendirebilecek bir biçimde hazırlanmıştır. Etkinlikler öğrencinin psikomotor becerilerini geliştirmesi de dikkate alınarak düzenlenmektedir. Tüm vücut fonksiyonları bilinçli bir şekilde geliştirilmektedir. Çocuk öğretim materyalleri ile düzenlenen etkinlikler yardımıyla bedensel, zihinsel ve duyusal yeterlilikler edinebilmektedir.

Montessori oluşturduğu bu çevreye ‘ çocuk evi’ olarak adlandırmıştır. Çocuk evinde çocuğun kendi kendine gelişmesine yardım eden birçok materyal bulunur. Burada, çocuklar tamamen özgür etkinliklere yönlendirilir. Çocuklar oyun oynarken kaslarını kullanmayı öğrenir. Tüm yaşlarda, motor koordinasyon yeteneği, oyun deneyimine bağlıdır. Fiziksel oyunlar çocukların büyük ve küçük kas gelişimini desteklemede önemli yere sahiptir.  Çocuk, küçük ve büyük kas hareketleri içeren oyunları ile bu hareketleri geliştirme ve daha ince hale getirme fırsatı yakalar. Yani, oyun çocuğa hareket pratiği yapmak için en doğal ortamı sunar.

Montessori sınıflarında jimnastik ve kültür-fizik egzersizlerinin yetersiz olduğu görüşü yaygındır. Ancak Montessori çocuğun sınıfın düzenine ayak uydurarak hareket ettiği, materyalleri kaldırıp indirdiği ve taşıdığı, birçok aktiviteye sistemli hareketlerle katıldığı için aslında jimnastik hareketlerini gerçekleştirdiğini belirtmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here