İlköğretim ve Okul Çağı Öncesi Dönemde Montessori Eğitimi

0
214
views

babysitter2.pngİlköğretim ve Okul Çağı Öncesi Dönemde Montessori Eğitimi

Çocuk gelişiminin 3 ana evresi bulunmaktadır. Bunlar sırasıyla (0-6), (6-12) ve (12-18) yaş arası dönemler olarak üç ana kısımda ayrılmaktadır. Montessori, bunlardan ilkini iki alt evreye ayırır. (0-3) yaş arasındaki ilk alt evreyi (3-6) yaş arasındaki dönemi kapsayan ikinci alt evre takip eder. Montessori’ye göre, her iki alt evrede de çocuklar özel kavrama yetenekleriyle donatılmıştır. Bu nedenle (0-6) yaş arası evre öğrenmenin en yoğun olduğu dönemdir

 

İlköğretim ve Okul çağı öncesinde eğitim, her bir bireyin dünyaya gözlerini açtığı  günden temel eğitime ve öğrenime  başladığı güne kadar uzanan zaman dilimini  kapsayan ve çocukların yaşam serüveninde önemli bir rol oynayan; bedensel, duygusal, zihinsel ve dil gelişimlerinin büyük ölçüde tamamlandığı verilen eğitimlerle birlikte gelişim ve eğitim süreci olarak tanımlanmaktadır.

 

Çocuklar dünyaya gözlerini açtıklarını andan itibaren çok hızlı bir şekilde öğrenmeye başlamaktadırlar. Okul öncesi olarak tanımladığımız zaman dilimi öğrenmenin en hızlı olduğu dönemdir. Bu dönemde çocuklarda kazanılmış olan alışkanlıklar hayatı boyunca devam etmektedir. Bilimsel olarak kanıtlanmış araştırmalarda, okul öncesi yıllar ve diğer yaşam yılları ile karşılaştırıldığında bireyde oluşan en fazla gelişim gösterdiği yıllar okul öncesi eğitim zaman dilimidir. Bu yıllar her bireyin gelişimindeki en önemli yıllardır.

 

Okul öncesi dönemde elde edilen kişilik yapısı, sosyal gelişim ve beden gelişimi ilerleyen yıllarda daha da artarak devam etmektedir. Doğumdan itibaren ergenliğe uzanan yıllarında kazanılan davranışların büyük bir kısmının yetişkinlikte, bireyin kişilik yapısını, tavır, alışkanlık, inanç ve değe yargılarını biçimlendirdiği gözlemlenmiştir. Bu dönemde kazanılan yaşantılar gelecekte çocukların hayata bakış açısını büyük ölçüde etkilemektedir. Çocuğun gelişiminin desteklenmesinde aile ile birlikte eğitim kurumları da oldukça etkilidir. Eğitim kurumları, çocuğun geleceğe hazırlanmasında, çevresini merak eden, araştırmaya açık, kendini rahatlıkla ifade eden yaşamlarında gerekli olan becerilerin kazanılmasını sağlamanın yanı sıra bilişsel, sosyal-duygusal, dil ve psiko-motor becerilerin gelişiminde önemli rol oynamaktadır.

 

Birçok okul öncesi eğitim kurumlarında birbirinden farklı eğitim programları uygulanmaktadır. Bu eğitim programlarından biri de Montessori eğitim programıdır.

 

Bu eğitim programı okul öncesi yıllardaki çocukların gelişimlerini desteklemede önemli bir yer tutmakla ve okul öncesi dönemde gerçekçi ve özel bir eğitim imkanı da sunmaktadır. Montessori eğitimi çeşitli ülkelerde de yaygın olarak uygulanmakla birlikte Türkiye’de de Montessori eğitimi veren okul öncesi eğitim kurumları sayısı gün geçtikçe arttığı gözlenmektedir.

 

Montessori eğitimi 1870’te İtalya’da doğan Maria Montessori tarafından geliştirilmiştir. Maria Montessori 1896’da Roma Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olarak ülkesinin ilk kadın tıp doktoru unvanını elde etmiştir. Asistan doktor olarak çalışırken bir yandan da özel araştırma ve çalışmalarda bulunmuş, özellikle çocukların nasıl öğrendiklerini analiz etmiştir. Dikkatini insan bedeninden insan zihnine çeviren Montessori, 1901 yılında psikoloji ve felsefe alanlarında araştırmalar yapmış 1904’te de Roma Üniversitesi’nde antropoloji profesörü olmuştur. Yaşamını çocukları eğitimine adayan Montessori, bu dönemde sadece eğitimle ilgilenmeye başlamıştır. Eğitim çalışmalarına yöneldiği bu dönemde Montessori, özgün düşünceler geliştirmiş ve kendi metodunu oluşturmuştur.

 

Montessori’nin kendine özgü  bir model  ortaya koymasının en büyük sebebi , çocukluk dönemini kendine özgü özellikleri olan bir evre olarak görmesidir.

 

Temeli bireysel eğitime dayanan Montessori eğitiminin amacı, çocuğun bağımsız olmasını sağlamak, çocuğa her şeyi bulabileceği ve gelişimini destekleyen en uygun çevreyi hazırlamaktır. Bu aktif katılım sayesinde çocuklar seçim yapma özgürlüğü kazanmakta, hangi materyalleri kullanacağını seçerken, neyi nasıl yapacağına kendisi karar vermekte bu Eğitimle problem çözme, yaratıcılık ve iletişim becerilerine yönelik kazanımlar elde edilmektedir.

Montessori eğitiminin temel amacı, sadece çocuğa bilgi aktarmak değildir. Çocuğun araştırma ve öğrenme isteğini uyandırmaktır. Montessori, metodunu ilk olarak 1906 yılında açılan Çocuklar Evi (Casa dei Bambini) ile uygulamaya koymuştur. Başlangıçta okul öncesi çağındaki çocuklara uygulanan bu metot, yavaş yavaş diğer eğitim kademelerini de içine alacak şekilde geniş bir uygulama alanı bulmuş ve Montessori metodunun uygulandığı

okulların dünyadaki sayısı hızla çoğaldığı gözlemlenmiştir.

 

Montessori eğitimine göre çocuk doğa ile iç içedir ve bundan da mutluluk duymaktadır Çocuklarda özgüven, istediğini rahatlıkla dile getirme ve uygulama, bağımsızlık, yardımlaşma, başkalarına karşı saygılı olma üzerine  odaklanan Montessori

eğitiminde zorlama yoktur. Çocuk Montessori okulunda Montessori materyalleri ile kendi kendine ve arkadaşları ile deneyerek ve tekrarlayarak öğrenmektedir

 

Montessori Yöntemi’nin en temel özelliği, yöntemin kendine özgü bir eğitim felsefesinin üstüne inşa edilmiş olmasıdır. Montessori eğitiminin felsefesi çocuğa bağımsız olmayı sağlayacak ve gelişimini destekleyecek en uygun çevreyi hazırlamakla beraber çocukların

toplumsal ve duyusal gelişimlerini destekleyerek gelecek yaşamlarında başkalarına, çevrelerine, kendilerine saygı duyan, sorumluluk sahibi, toplumla uyum içinde yaşamlarını sürdüren bireyler olmalarına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Montessori’ye göre çocuk, içi yetişkinler tarafından doldurulacak boş bir kâse değildir. Montessori felsefesinde ‘çocuğun bireyselliği’ ön plandadır.

 

Her çocuk, kendine ait özelliklerle donanımlı gelişime sahip bireysel bir kişiliktir. Çocuk asla kısıtlanmaz ya da yaptıklarından dolayı eleştirilmez. Aksine desteklenerek çocuğun olumlu kazanımlarının pekiştirilmesi sağlanır. Montessori sınıfında gerçek materyallerle çalışmak ön plandadır. Çocuklar oynarken sınıf düzeninden ve malzemelerin korunmasından da sorumludurlar . Montessori eğitimi, çocuğun kendi kendine uygulamalar yaparak, en iyi ve en kolay şekilde öğrenme yolunu bulmasını sağlamaktadır.

 

Montessori eğitimi sayesinde çocuk gerçek dünya ile tanışır dikkatli, bağımsız ve özerk bir yapıya kavuşur. Montessori materyalleri günlük yaşama yönelik becerileri geliştirmesinin yanında duyuların kullanımı, dil gelişimini, matematiksel becerileri geliştirmesi açısından da önemlidir.  Montessori eğitim yaklaşımın temelinde emici zihin ilkesi yer almaktadır. Emici zihin çocuğun zihinsel faaliyetlerini ortaya çıkarmayı amaçlar. Montessori eğitiminde çocuk asla zihinsel başarılar kazanmaya zorlanmaz. Çocuğa önceden hazırlanmış bir çevre ve bu çevreyi keşfedebilmesi için Montessori materyalleri verilir. Bu materyaller sayesinde çocuğun gelişimi desteklenir. Materyaller çocukların uzanabileceği ve görebileceği şekilde, basitten zora, somuttan soyuta aşamalı bir biçimde düzenlenmiş ve çocuğun hata kontrolü yapmasına olanak sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Böylece öğretmen çocuğun hatasını söylememekte çocuk doğruyu kendisi keşfetmektedir.

 

Eğitmen Montessori eğitimi sırasında çocukların kendi başlarına keşfetme özgürlüğü tanımasına imkan sunarken, birbirlerine yardım etmeleri için çocukları teşvik etmektedir.  Montessori eğitimi, çocukların gelişim alanlarını olumlu yönde desteklemektedir. Yapılan bir araştırmaya göre çocuğun ilk hareketleri, çevresindeki her objeye  karşı ilgi duymak, gördüğü her şeye uzanmak isteği, yakalamak, dokunmak için çabalamaktır. Çocuk, düşünme yeteneğini ancak bu şekilde kazanır. Başka bir deyişle, düşünmeyi öğrenmek bedensel faaliyetlerde bulunmak ve duyu organlarını kullanmakla mümkündür. Dolayısıyla çocuğun düşünme yeteneği ders biçiminde yapılan anlatım yoluyla geliştirilemez. Çocuk düşünme yeteneğini ancak kendi başına aktivitelerde bulunarak geliştirebilir. Okul öncesi eğitim uygulamacılarından Montessori, Frobel, Pestalozzi, McMillan ve Isaacs çocuklara hem okul hem de günlük yaşamlarında gerekli olacak becerileri kazanmalarını sağlayabilecek zengin çevreler düzenlemenin ve onları özgür bırakmanın, her hangi bir yetişkin yardımı almaksızın problem çözme becerisini kazandırma da Montessori eğitiminin etkili olduğunu düşünmektedirler.

 

Montessori de çocuğun etkin bir gözlemci olduğunu ve duyularının yardımıyla edindiği izlenimleri geliştirdiğini söyler. Yapılan birçok araştırmada bu görüşü destekler niteliktedir..

 

1929 yılında Maria Montessori tarafından kurulan Uluslararası Montessori Derneği (The Association Montessori International) Dr. Maria Montessori’nin geliştirmiş olduğu eğitim modelinin gerçekliğini ve saygınlığını korumak ve eğitim modelinin devamını sağlamak amacıyla kurulmuştur. Ayrıca AMI eğitim kursları için rehberlik sağlamakta, Montessori materyallerinin üretimini takip etmekte ve üretim yapan firmaların materyal üretimini onaylayarak firmalara rehberlik etmektedir. AMI aynı zamanda Montessori dernekleri ile irtibat halinde olup çeşitli konferanslar ve kongreler düzenlenmesini desteklemektedir AMI derneğin yanı sıra dünyada birçok Montessori vakfı ve derneği bulunmaktadır. Türkiye’de de sayısı az olmakla beraber ilköğretim düzeyinde Montessori yöntemi uygulayan özel okullar bulunmaktadır.

 

Montessori eğitimi çocuğa her şeyi bireysel olarak hali hazırda ilerlemeyi olanak verdiği ve Montessori materyalleri ile sürdürmekte okul öncesine alternatif olarak gösterilmektedir. Montessori eğitimine yönelik kuramsal çalışmalar olmasına rağmen her geçen gün Montessori eğitimi ile ilgili Türkiye’de yapılan araştırmaların artması ve daha yaygın olarak kullanılıyor olması bu konuyla ilgili güncel çalışmalara olan ihtiyacı artırmaktadır. Bu çalışmada bu düşünceden hareketle Montessori eğitimi ve uygulamalarına yönelik bilgiler güncel çalışmalar ışığında ele alınmıştır.

 

 

[cws_sc_msg_box type=’info’ text=’

MONTESSORİ EĞİTİM MODEL SINIFLARI MATERYALLERİ

 

‘ is_closable=’0′ customize=’0’]

 

Bu eğitim metodunun  sınıfı karma yaş sistemine yönelik bir eğitimdir. Küçük çocuklar materyalleri ilk kullanmaya başladığında kendisinden yaşça büyük ve deneyimli çocuklardan öğrenme imkanı bulabilmekte, zaman geçtikçe çocuklar bu materyalleri kullanarak deneyim

Kazanmaktadır. Montessori sınıfları standart olarak düzenlenmekte olup kullanılan her materyal bütün Montessori sınıflarında aynıdır. Sınıflarda, çocukların ilgi duydukları ve istekleri doğrultusunda etkinlikleri yapabilmekte, eğitim alanında bulunan diğer alanları da diledikleri zaman kullanabilmektedirler.

 

Çocuğun arzu ettiği etkinliği seçmesi için gerekli ortam hazır şekilde bulundurulmaktadır. Montessori sınıflarında, araç ve gereçler çocuğun fiziksel özelliklerine uygun olarak tasarlanmıştır. Hafif ağırlıkta, çocukların boylarına uygun, orantılı, hareket edebilen mobilyalar, elini uzattığı zaman yetişebileceği dolaplar, kolaylıkla kullanabileceği kilitler, kolay açılıp kapanabilen çekmeceler ve kapılar, duvarda kolay uzanabileceği kıyafet askıları, parmaklarıyla kavrayabileceği fırçalar bulunmaktadır. Çocuk kullanmak istediği araç ve gereçleri rahatlıkla seçebilmekte ve kullanabilmektedir.

 

Oluşturulan bu ortam çocukta kişisel disiplini geliştirmektedir. Her materyalden bir tane bulunduğu için çocuklarda, sırasını bekleme, uygun bir çözüm yolu üretme, isteğini sonraya erteleyebilme gibi çok önemli sosyal beceriler desteklendiği gibi aynı zamanda seyrederek öğrenme gibi dolaylı öğrenmeye de katkı sağlanmaktadır. Çocuk bir materyali kullanmak istediğinde arkadaşlarının çalışmasını beklemek zorundadır. Bu sebeple çocuk başkalarının haklarına saygı duymayı öğrenir

 

Montessori materyalleri çocuğa dünyayı keşfetmek için fırsatlar sunar. Materyaller çocuğun kullanabileceği boyutlarda ve güvenlikte dizayn edilmiş, gerçekçi özelliklere sahip ve yaratıcılığı da desteklemekte etkilidir. Bu materyaller hatanın kontrolünü içerir ve bu oto kontrol eğitime yol açar. Montessori eğitiminde hatanın kontrolünü içeren özel olarak tasarlanmış materyaller kullanılmaktadır Montessori materyallerin her parçası dikkatlice tasarlanmıştır ve basitten karmaşığa doğru giden bir sistemi takip etmektedir.

Montessori materyallerinin çocuğa gösteriminde üç aşamalı sunum kullanımaktadır. Materyali çocuklara tanıtma, kavrama ve kullanma sürecinde yol göstermek için kullanılan temel bir tekniktir. Montessori yaklaşımında, çocuk materyali kendi seçtiği için gerekli bütün materyal parçalarını bulabilir, Etkinlik devam ettiği süre boyunca hiçbir kimse tarafından bölünmeden çalışabilir ve materyalleri tekrar yerine koyabilir. Böylece çocuk sınıfta düzenin bir parçası olur. Bu düzen içinde her materyalin değişmez bir yeri vardır. Tüm materyaller temiz, eksiksiz ve estetik bir görünüme sahiptir. Bu durum çocukların da aynı şekilde dikkatli, özenli çalışmalarını ve çalışmayı problemsiz bir şekilde tamamlamalarını sağlar. Kullanılacak malzemenin güzel, zarif ve çekici renklerde olması onları alıştırma yapmaya teşvik eder. Bilhassa bir sette kullanılan parçalardaki renk uygunluğu ve aynılığı çocukların o çalışmaya ait tüm parçaları kolayca bulmalarını sağlar.

 

Eğitimen,  Montessori sınıflarında rehber konumunda olmanın yanı sıra çok iyi bir gözlemcidir. Çocukların keşfetmesine, çevresini tanımasına, bireysel çalışmasına, arkadaşlarıyla grup halinde çalışmasına, özgürce hareket etmesine liderlik etmektedir.

 

 

[cws_sc_fa icon=’star’ shape=’square’ size=’2x’ alt=’0′ customize=’0′]

MONTESSORİ EĞİTİMİ ETKİNLİKLERİ

 

[/cws_sc_fa]

 

Montessori eğitiminde kullanılmakta olan etkinlikleri beş ana başlıkta ayırmak mümkündür

 

* Günlük yaşam becerileri etkinlikleri,

* Duyu eğitimi etkinlikleri,

* Matematik etkinlikleri

* Dil geliştirici etkinlikler

* Kozmik eğitim etkinlikleri

 

Günlük Yaşam Becerileri Etkinlikleri

 

Pratik hayat ile ilgili uygulamalarda Montessori günlük ev işlerinin taklit edilmesini belirtmektedir. Halıyı toplamak ve yerleri silmek gibi hareket uygulamaları stil uygulamaları, jimnastik ve ritmik uygulamalarla ve bir doğru üzerinde yürüyebilmek gibi yerini doldurmaktadır.

 

Eğitim ortamında çocukların faaliyetleri sadece öğretim araçlarını kullanmakla sınırlı değildir. Günlük hayata ilişkin nesnelerle de meşgul olan çocuklar pratik hayatla ilgili işleri öğrenirler. Örneğin, oyuncaklarını toplamak, leke çıkarmak, halıları kaldırıp rulo yapmak, tekrar yerine sermek gibi ilginç ev işleri de vardır. Bu alıştırmalar sadece çocuğun öz bakım becerilerini geliştirmek için değil, daha çok dokunma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapılır. Çünkü çocuk materyallere dokunarak ve hissederek materyallerdeki çeşitli dokunsal özellikleri fark edebilmekte, bu da bilişsel gelişimi desteklemektedir. İş yaparken kullanılan el hareketleri insan zekâsıyla yakından ilgilidir.

 

Dolayısıyla çocuğun yaptığı sayısız ev işleri bilişsel gelişimini gerçekleştirmek için önemli fırsatlar sunar. Günlük yaşam becerileri çocukların öz bakım becerilerini ve motor becerilerini desteklemektedir. Günlük yaşam becerileri etkinlikleri, çocukların destek almadan başarmasına ve bağımsızlaşmasına olanak sağlamaktadır. Ayrıca çocukların motor gelişimlerini desteklerken, çocukların kendi çalışma ortamlarını hazırlamasını sağlayarak çocukta kendine güven duygusunu geliştirir, görsel algı becerilerini destekler, kendi temizliklerine ve hijyenlerine yönelik farkındalık kazandırır, çocuğun sorumluluk almasını sağlar. Bunlar dikkate alındığında, günlük yaşam becerileri etkinliklerinin çocukların öz-bakım ve motor gelişimlerine olumlu katkılar sağlamaktadır

 

 

 

 

Duyu Eğitimi Etkinlikleri

 

 

Çocukların 0 – 6 yaş döneminde duyu eğitimi çok önemli bir yere sahiptir. Bireye bilgi ve beceri gibi temal kavramların kazanılması, araç ve gereçler kullanılarak sağlanmaktadır.

 

Duyu eğitimi ile çocuk, beş duyusunu aktif olarak kullanarak boyutları, ağırlıkları, geometrik cisimleri, sesleri, kokuları, tatları ve farklı yüzeyleri keşfetme olanağı elde eder. Eğitim etkinlikleri, çocuklarda hareket etme ve temel ihtiyaçlarını karşılama isteklerini uyandırır. Kendi başına çalışma, materyalin özgür seçimi, kendine özgü tempoda çalışma biçimi

Çocuğun organizasyon kabiliyetini gerektirir ve geliştirir.

 

Her bir birey bu çalışmalarla planlamayı, paylaşmayı, fikir edinmeyi, uzlaşmayı, uyumlu olmayı, başkaları ile birlikte çalışmayı öğrenir. Duyu eğitimi etkinlikleri, çocuğun dikkatini bir noktada odaklamasını sağlarken, özenli çalışma alışkanlığı kazanmasına da yardımcı olur. Ayrıca duyu eğitimi etkinlikleri birçok zihinsel faaliyetleri de içerir ve materyaller aracılığı ile kavramların öğrenilmesini sağlar. Çocuklar, duyu eğitimi etkinliklerinde yer alan materyaller aracılığı ile büyük-küçük, uzun kısa, derin-sığ, kalın-ince, ağır-orta-hafif, renk, şekil, düz-pürüzlü, sıcak-soğuk, tatlı-acı-ekşi gibi beş duyuya hitap eden pek çok kavramı öğrenirler ve pekiştirirler. Çalışmasında Montessori eğitimi, alan çocukların geometrik şekil kavramını daha hızlı kazandıkları sonucuna ulaşmıştır. Montessori öğretim yöntemi kullanılan dört-beş yaş çocukların, geleneksel öğretim yöntemi kullanılan dört-beş yaş çocuklarına göre sayı kavramı kazanmada daha başarılı oldukları tespit edilmiştir.

 

Duyuların eğitimi çerçevesinde yapılan alıştırmalarda çocuklara; düz veya pürtüklü yüzeylere hafifçe dokunabilme, katı cisimleri yuvalarına koyabilme ve çıkarabilme, geometrik cisimleri iki parmağıyla tutabilme becerileri kazandırılır. Böylece eller, yazı yazmada kullanacağı hareketlerin önemli bir bölümünü yapabilecek kadar yüksek bir olgunluk seviyesine ulaşır.

 

Matematik Etkinlikleri

 

Miktarları ve sembolleri , sayı saymayı dört işlemi yapmayı ve sembolleri  öğrettiği için bilişsel alanı çocukların bir arada çalışmasını sağladığı için de sosyal-duygusal alanı desteklemektedir. Matematik etkinlikleri, çocuğun yaratıcı düşünmesini, zihinsel tahminlerde bulunmasını ve soyut kavramları somutlaştırarak öğrenmesini hızlandırmaktadır.

 

Matematik materyalleri çocukların sayı kavramlarını geliştirmesinde yardımcı olur. Bu materyaller ile çocuklar sayıları görsel olarak tanımakta, rakamların yazılışlarını dokunsal olarak kavrayabilmekte ve çocuklara toplama-çıkarma, çarpma-bölme işlemleri sezdirilebilmektedir. Aynı zamanda çocuklar tek ve çift rakamları da matematik materyalleri sayesinde öğrenmektedirler. Eğitimi alan dört-beş yaş çocuklarının, geleneksel öğretim yöntemi kullanılan dört ve beş yaş çocuklarına göre sayı kavramı kazanmada daha başarılı oldukları tespit edilmiştir. Çalışmalar sırasında iki ya da daha fazla çalışma çocukların sosyal becerilerini de desteklemektedir.

.

 

 

 

Dil Geliştirici Etkinlikler

 

Dil geliştirici etkinlikler el-göz koordinasyonun sağlanması ve kalem tutma becerilerinin geliştirilmesi için oldukça önemlidir. Çocuklara uygulanan fenotik (ses bilgisi) yaklaşım sayesinde çocuklar konuşulan dilin, alfabenin sembolik harfleri aracılığıyla kelimeler

şeklinde nasıl kodlanacağını anlar. Aynı şekilde her ses tarafından temsil edilen harfleri de öğrenirler Birçok yapılan araştırmada Montessori yöntemiyle eğitim alan anaokulu çocukları ile normal programa göre eğitim alan anaokulu çocuklarının alıcı dil puanlarında anlamlı düzeyde fark olduğunu ortaya çıktığı gözlenmektedir.

 

Dil geliştirici etkinlikler, çocuğun yazılı sembolleri anlayarak okumada hız kazanmasına yardımcı olurken, çocuğun kendisini sözel olarak ifade etmesini ve rahat iletişim kurmasına, sözcük bilgisinin gelişimini de katkı sağlar. Doğru kalem tutma alışkanlığını kazandırır,

Çocuğun seslerin sözcük içindeki yerini fark etmesini, çocuğun çalıştığı seslerin yazılışını dokunarak ve görsel olarak algılamasını, çocukların hareketli harflerle sesleri birleştirerek sözcük oluşturmasını, büyük harflerin sadece seslerin farklı bir yazılış şekli olduğunu fark etmesini sağlar. Eğitimi ile çocuğun serbestçe kendini ifade etme yeteneğini kazanmasından çok, dilin kavramlara ilişkin yönünün yapılaştırılmış alıştırmalar yardımı ile geliştirilmesi sağlanmaktadır

 

Kozmik Eğitim

 

Somuttan soyuta, yakından uzağa ilkesi doğrultusunda çocuğa öncelikle yaşadığı ülkenin, tarihini, geleneklerini, müziğini, danslarını, yemeklerini öğretirken bir sonraki adımda ise diğer ülkeleri tanıtarak yaşadığı dünyanın ve çevrenin farkına varmasını sağlamaktır.

 

Yapılan araştırma sonucunda Montessori eğitim uygulamaları kapsamında yer alan kozmik eğitim çalışmalarının, okul öncesi dönem çocuğunun, üzerinde yaşadığı dünya hakkında gerçek bilgiler edinebilmesinde önemli rol oynadığı sonucuna ulaşmışlardır. Kozmik eğitim çalışmalarına, çocuğa, kıta ve su formlarını kabartma küre ile tanıtarak başlanır. Daha sonra kıtalar ve okyanuslar adlandırılır ve yerleri tanıtılır. Aynı zamanda da, göl, körfez, koy gibi

pek çok coğrafi gerçeği gösteren, dokunarak öğrenmelerini sağlayan yap-boz haritalar çocuklarla çalışılır.

 

Montessori eğitimi kapsamında tahta yemek kaşığı, yöresel kıyafetlere ait farklı dokudaki kumaşlar gibi yöresel araç-gereçlerin bulunduğu köşelere de yer verilebilmektedir .Çocuklar kendi ülkelerine ait yöresel farklılıkları öğrenebildiği gibi diğer ülkelerin kültürel yapılarına ait gelenek, müzik, yemek, iklim, dil ve hayvanlarını keşfederek dünya ile ilgili bilgi sahibi olurlar. Bu da çocukların diğer kişilere karşı bilinçli, anlayışlı ve toleranslı olmasını sağlar.

girl.png

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here